Sanırdım ki nasılsın ile iyi misin aynı kapıdan çıkar aynı zili çalarlar. Lakin öyle değilmiş…
Nasılsın her insanın her hâline her anına bir yoklama imiş. Soru herkese sorulabilir, cevap bir tebessümden bin harfe uzar imiş. Soranın muhabbeti inişli yokuşlu olur, soru her zaman kalbin aynı köşesinden çıkmaz her zaman aynı köşeye varmaz imiş.
Sorulunca fark ettim; iyi misin içinde bambaşka bir muhabbet besler, o muhabbetle muhattap alır imiş. “İyi misin?” kulakla duyup gözle bakınca sadece bir hal hatır sormaktan ibaret görünürmüşte meğer kalple bakılınca çok daha derine iner imiş. Soran sorulanın eline kalbinin ve aklının kapısı için bir anahtar tutuşturup “Ben iyi miyim?” yolunu ona açar imiş. Onca kaygının arasında, koskoca gün içinde dönüp kendine bir türlü bakmayan sana, kendine bakman için uzatırmış bu anahtarı. Sonrada kuytuya geçer bakarmış alıp fırlattın mı bir köşeye yoksa açtın mı kilitlerini, kapılarını ardına kadar dayayıp bakabiliyor musun içinde ne var ne yok diye her bir zerrene.
Düşününce fark ettim; nasılsın ile iyi misin arası bir koca okyanus imiş herkes herkese nasılsın der ama “iyi misin”i sadece ‘seni’ bilmek isteyen sorar imiş. Çünkü her şeyin başı iyilik, her şeyin ilk adımı “iyiyim” diyebilmek imiş.
Sahi iyi misin?
Edeviye BEKLEVİÇ
@bayanpembegozluk






