Seyyar Değil Baki Dayanışma…

Bu yazımda, yokluğun öğrenmeyle çözüme benzer iyileştirilmiş hususları imkan dahilinde sunmasından ve yasanmışlığa olan olunlu etkisinden hatıralar dahilinde bahsetmeye çalışacağım.

Konunun bendeki değeri itibariyle aktarıcılığımı zinde tutmak ve her detayını özüne uygun aktarmak adına binlerce parçası olan bir puzzle yaparken nasıl sonuca uluşmak için odağınızı dış dünyadan koparıyorsanız ben de şu an aynı hissiyat içindeyim.

O yüzdendir ki; anlatmaya dayalı samimi bir üslubu yakalamanın gayreti üzerimde fena halde bir baskı oluşturduğunu da dile getirmek isterim.

Sanırım son zamanlarda yazdığım yazılarda konuya geçiş aşamam ilk kez bu kadar uzun oldu. Bunu da yıllardır yüzlerce kez okumasına rağmen çok iyi bildiği bir şarkının girişini unutan şarkıcının durumu idare etmeye çalışmasındaki o hale benzetin ve lütfen mazur görün.

Haydi bismillah deyip girelim mevzuya…

Bundan 25-30 yıl evvel okulların etrafında seyyar satıcılar oldukça fazlaydı.

Olmadıkları o gün önlüğüne yakalığını takmayı unutan bir çocuk gibi yoklukları herkes tarafından hisseder ve belli olurdu.

Öyle ki; onların olmaması üzgünlük kaynağımızdı.

Birleştirilen harçlıklar edersiz ve değersiz kalırdı.

Çünkü meyve ve abur cubur zamanımız onlar olmayınca ortadan kalkardı.

Anlatmaktan öte durmak istemiyorum.

Elma diye ağlayıp olmadığı için eline patates tutuşturularak susması beklenen bir yokluk anının yaşanmışlığı var üzerimde.

O amcalar kasketleriyle birlikte güler, samimiyetlerine bereket karıştırır, paranın hesabını hiçbir zaman yapmaz olduğu kadar diyerek bu büyük açığı kapatırdı.

Bugün daha iyi anlıyorum.

Onlar sayesinde alıç zamanı alıcı ilk yiyen, badem zamanı yeşil bademi ilk yiyen, erik zamanı eriği ilk yiyen, elma zamanı elmayı ilk yiyen bizdik.

Kırık leblebi, üzüm, keçiboynuzu, elma şekeri ve daha nicelerini de…

Meğer örgü sepetleriyle yokluğa karşı durmuşlar.

Hanelerin üzüntülere duvar olmuşlar.

Bugün ders kitaplarında sıkça bahsedilen ve sanal öğrenmenin ötesine maalesef gitmeyen paylaşma, yardımlaşma ve birlik olma kavramlarına hayat vermişler.

Daha ötesinde hep okulun etrafında olarak güvenliğimiz olmuşlar, korumuşlar, sahip çıkmışlar…

Öze gereksiz söz karıştırmamak için günümüze dair karşılaştırmayı da size bırakıyorum.

Ben Sosyal Bilgiler sınavında yazılı konusu olan birlik ve dayanışmayı kızıma anlatmaya gider.

Selametle…

Ahmet KİRAZ 

1 vote
Bu yazı Ahmet Kiraz Şiirleri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.