
Dünyanın telaşı içinde var olma çabasına takılan onca unutkanlığımız, onca gönül koyanımız var…
Kim bilir gözyaşlarına ortak olamadığımız kaç vicdan azabı, her gece uykularımızı bölüyor…
Öyle ya, yetişemediğimiz dünler değil mi gözlerimizi uzaklara daldıran…
Yaşarken hissettiklerimiz bu kadar boynumuzu bükmüşken, hiç düşündünüz mü?
Yaşarken Hissi Beyan Olmayanları…
Bundan 10 sene evvel çıkardığım şiir kitabına bu giriş ile başlamışım.
Açıkçası tekrar tekrar okuduğumda duyguların bendeki tezahürü itibariyle zamana yenilmeyen bir girizgah yapmışım diye düşünmeden edemedim.
Bunu, dün gece uykuya yol olmadan derin düşüncelere dalarak popüler tabirle overthink modunda unutulmaya yüz tutanlarım adlı bir yolculuğa çıktığım zaman daha iyi anladım.
Adına zamansızlık, yetememek, üşengeçlik, umursamazlık, vefasızlık ne derseniz deyin hep bir yanımızda yetişemediğim yüzlerce ukdem varmış.
Uzatmayayım saati beklemeye alarak; belgisizliğe gömülü hissiyatların gecenin kesik soluklu sessizliğinde derinlere indikçe buhran ve hüzün sarmalına bulanmış imkansız olanlarını, keşkelere emanet edip beklemeye aldığım ne varsa not etmeye başladım.
Benim için de değişik bir tecrübe oldu. Her bir not alışımda bazen kendime kızdım, bazen hak verdim, bazen de işin içinden çıkamadım.
Gün doğumuna kadar süren bu hatır muhtevalı yüklenme seansının neticelerini sabahın ilk saatlerinden itibaren fiiliyata dönen teşebbüslerle içsel doluluk oranımda kota açmaya başardım.
Sebebe dolaylı neden şüphesinden sonuca olumlu yaklaşım muamelesine erişmenin huzuruna eriştim.
Sonuç itibariyle;
Geç Kalınmışlık Hiçbir Şey Yapmamazlıktan Yeğmiş…
İkinci kitabımın ismi ne olabilir düşüncesinden de bu yazı sayesinde kurtulmuş oldum…
Selametle…
Ahmet KİRAZ





