
Karşıda kuş oturur
Kuş kuşa yem götürür
Bıldır kişen gönlümde
Bu yıl baykuş oturur.
Tokat yöresine ait bir mani ile herkese selam olsun.
Bu maniyi okuduktan sonra zamansal döngü ve mevsim geçişlerinin eskiden günlük dile nasıl yansıması olduğu noktasında bir yazı yazmaya karar verdim.
Ana amacım bu kelimelerin günlük kullanım durumlarını canlı tutarak arkaik kalmalarına (bu dönem diline hâkim olanlar için) kendimce mâni olmak. Belki de söyleniş güzelliği ya da fonetik farklılığına kapılarak sosyal medyası güçlü birisinin popüler kültürün getirisi olan yeni nesil konuşma dilinde tekrar yer alması adına bir çağrışımı olmak…
Bu anlamda beklentimi, maruzatımı, hayalimi adına ne derseniz ortaya koyarak geçen, arda kalan anlamına gelen ‘’ Bıldır ‘’ kelimesi ile başlamak istiyorum.
Aslında başlı başına bir yazıyı hak eden, hikayesi olan bir kelime.
Bıldır sene zemheri ne de bek geçti. Sobaya tezek, odun, kömür yetişmedi…
Bu arada onu da sözümüz olsun, Allah nasip ederse diyerek sonraki yazılarımdan birisinin konusu olacağını söyleyip bu kıymetli sözcüğün hakkını da teslim etmiş olayım.
Güz koymak : Tüm işlerini halleden çiftçinin yağmur, yağış gelmeden kullandığı rahatlama deyimidir.
Şükür bu yılda kazasız belasız güzü koyduk.
Zemheri : Kışın en soğuk günleri.
Zemheri gelmeden hayvanların zahrasını damın mertek hizasına kadar koyalım ki; karda, kışta husa çekmeyelim.
Evvelbahar : İlkbahar.
Evvelbahar yağmur iyi yağdı her yer yeşile sardı.
Tün : Gece
Tavuk gibi erkenden tünedin.
Öylek : Zaman, Devir.
Bir öylek seni çok düşüngeçli gördüm.
Yaygaru : Bahar, İlkbahar, Yaza doğru giden zaman
Harman yerini yaygaru gelince gör sen.
Argın : Gelecek Yıl
Menteşeler hala iş görür argın olsun değiştirelim.
Çilde : Kış mevsiminin en son dönemi
Çilde gel yollar açılmış olur.
Goncuk : Kısa kış günü
Goncuk vakit güneş terletmez.
Yazın : Yaz vakti
Unutma yazın çakılı örelim.
Az olsun
Öz olsun
Beşikteki bebeğe
Söz olsun
Diyerek yazımızı sonlandıralım.
Selametle
Ahmet KİRAZ





