Yalnızım tutunduğum kalabalığında
Bir mahşer yeri gidişin sıra tüm kapalı kapılar
Ucağım bucağım kalmadı
Vaziyetim aynalarda tahammülsüz
Yoksunum unuttuğun nefesin sıcağında
Zehir yumağı asırlık güzellikler
Etim budum kalmadı
Halim kuşlarca amansız
Bir geliş çağrısı bu
Bir son dilek
Gün gökyüzüne vurmadan
Son nefes alnıma çalınmadan
Gel… Gel benim noksanım
Bir yarın daha çıkar mı bilmem





