İstanbul’da…

Kanun şarkıya girmeseydi anlatmayacaktım anne,Göksel bu Baktagir gir diyor içeri açılan kapıdan içeri gir..Soruların cevaplarını bilmesen de gir..Bu sınavda soruları her sabah dağıtılan bir minicik kız,doğrusunu bildiği cevaplar hep bir gün öncesinin sorusu olsa da gir diyor heyhat..

Kulağımdaki müziği kesen,Müjgan’ım yazıyor telefonun ekranında gel de açma..Nev Bahar çalıyor..Sadece dinleyenlerin bildiği,bilenlere her şeyi yaptırabilecek o kanun taksimi..Taksim taksim dağıtılıyor baharın her bir cemresi,emresi esi pusu ve kaçınılmaz sus-u..Ben böyle sesimi akort etmeyi nerede öğrendim anne..Sesimin güzelliği bu pür neşesi sanki sadece senin kulağının hakkı..Oysa bu şarkıyı ve o mahur besteyi açsam bilirim ağlaşırız yine yan yana..Metronomu kurulmuş yolumda yürürken öylece aradın bu sabah beni..

-Günaydın demek istedim kızım hep akşamları konuşuyoruz,bitenlerin üstüne.. Günün aydın olsun istedim bu sabah..Anlat bakalım iyi uyudun mu,nasılsın bu sabah ??

Her şeyi duymaya hazır bir sesle merak ediliyordum işte..

Gülerek;

Her sabah yolun sağından gidiyorum ben anne,doğuştan sola çeken her bir uzvuma inat..Sabah güneşi vurmuyor anne, sebep bu değil..Aylardır bir adamda bana doğru yürüyor bu yolda bütün sebep bu,He Gülüm He..Beş dakika geç çıksam evden benim evime yakın bir yolda birbirimize değmeden geçiyoruz beş dakika erken çıksam onunkine yakın..Ben hep şarkı mırıldanıyorum yürürken o susuyor..Gözlerini dikiyor gözlerime,olmuş mu der gibi bakıyor yüzüme bu kafaya bu saçlar olmuş mu..Bilmiyor ki her suç mahallinde bulunması en zor saç benim kafamdaki..Kendinden kıvrılmış hiçbir saç teli fazla uzağa gidemiyor ,yine kafamda kalıyor bir diğerinin içine kıvrılan haliyle..O yüzden hayatınızdaki adam tarafından aldatılıyorsanız eğer aranızda ki o kadın ben değilim,o saçlar benim değil..Olmuş mu ne demek anne ? Olmuş mu o saçlar o gözündeki yeşile ne demek ..Öyle bakıyor her sabah yüzüme..Sonra bana değmeden geçip gidiyor yoldan yukarı,elleri ceplerinde..Belki yaralı bir aşkı taşıyor parmağında,ya da parmakları yok anne bir eli kavrayacak beş parmağın beşi bir mi sorusunun cevabını verecek parmakları yok elinde..

Bense akıyorum çünkü hayat sabahları işe giderken beni arkamdan iteliyor,yokuş aşağı..Akşamında hep kırmızı ışıkta yakalandığım trafik lambaları sabahları hep yeşil..İşte bekleyenin var evde yok,geç kalma senleri üzerimde deniyor..Kırmızıdan sonra neden sarı geliyor anne ? Her sabah kediler ve sokak köpekleri arabalara yol veriyoruz,İstanbul’da yaşamak bunu gerektiriyor,karşıya geçince dağılıyoruz..Bir sonraki ışığa kadar..Sonra ara sokaklarda kayboluyorum her sabah başka yollardan geçiyorum bir yerden sonra,istiyorum ki bir sabah biri fırlasın önüme bir apartmandan ve hayata dair bir anlam yüklesin gelmişime geçmişime..Sonra diyorum ki omzundaki yükleri bir at gelir yenisi elbette..

Ne vakit, vakitlice çıksam evden sabah yolumca bir kadın pencereden sabah kahvaltısını başımdan aşağı boşaltıyor bir çırpıda, öyle bir bırakıyor ki kafam ekmek kırıntılarıyla doluyor,yerden toplamıyorum belki ama ben, nimeti başımın üstünde taşıyorum anne tam da dinimizin sünnetince..Göz göze geliyoruz sonra ve her yaptığı yanlıştan sonra açıklamasına kendisinin de inanmaya hali olmayan kadın edasıyla uzaklaşıyor,ve penceresi bir intihar edesıyla ilk çarpışta ölüyor her sabah çatttt..

Şükür diyorum bazı sabahlar zeytin çekirdeği yok..Ben hep bütün güzelliklerin yukarıdan geldiğine inandım anne,yer yuvarlağındaki deniz seviyesindeki hiç bir şey inandıramadı beni aksine..Çok sonra kadını bu yüzden affettim bence benliğimde..Sola çek deme bana anne yolun öteki tarafına geçmeyi bende biliyorum ama o her sabah bana gözlerini diken adam bu yolda anne..

He Gülüm He..

Dün gece rüyamda mavi bir arabam vardı anne,herkes park etmiş arka arkaya bana ters koymuşsunuz arabayı diye sesleniyordu bir adam..Ben hala kimsenin arkasından gidemiyorum anne,gönderdiğin gibi duruyorum hala Karşılar’ın Karşısı’nda..Artık kabul ettim bu şehirde yakalar bir araya gelmiyor anne..

Demek istiyordum,ama bu değil anamın ben diye büyüttüğü dedim yutkunarak,akort edilmiş sesimle kanuna haksızlık ettim ve ;

Çok güzel bir sabah var bugün İstanbul’da..Onun dışında her şey bildiğin gibi dün akşam bir demlik çay demlemedim (demlendim ) o yüzden erken yattım (denedim) anne.. Seni özlüyorum tek eksiğim bu..Kocaman öpüyorum seni..Görüşürüzz akşama ararım,diyebildim..

Sonra Teo girdi şarkıya şükür,

Ben değil,köprüler geçti

Yıllarca üstümden

Haberi yoktu şehrin,

Ben şehre küserken…

Yalnız değilsin işte kızım dedim,bütün şehir hepimizin üstünden geçiyor her sabah..

Karşıların Karşısı

İstanbul

Bu yazının telif hakkı şairin (Zeynep Esra ÖZTÜRK) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

0 votes
Bu yazı Denemeler ve Hikayeler kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.