Okuyucunun Nazarında Değer Olmak…

Konu bütünlüğünden bağımsız, her şeyden kararında bir miktar tabirine uygun maharetli ellerin hazırladığı enfes aşure tabağına benzer muhtevanın üslup kaygısına takılmadan konuşma edasıyla yazıya dökülmesi; okuyucunun iyi ile kötüyü ayırt etmede rehberi olan kütüphanesinin seçiciliğinden kaynaklı titizliğin esnemesini hatta ortadan kalkmasını sağladığını söylesem ne dersiniz ?

Soruya cevap vermeden bir itiraf ile, maçın başında yaşanan ve sahalarda ender görülen bir pozisyon gibi araya girmek istiyorum. Yukarıdaki cümlemin geçişini akşam alışveriş sonrası asansörden eve çıkarken planlamama rağmen cümleye dökememenin yarım saat ıstırabını çektim. Bilgisayarın silme tuşu ekstra kullanıma bağlı hafiften eziyet gördüm dese inanın yalan olmaz 😊

Ahvalimi de arz etmenin verdiği rahatlık ile tespitimize hafiften ışık tutmaya başlayabiliriz.

Benim için yazmak ihtiyacım olan duyumsamak, durulanmak, durgunlaşmak ve durmak fiillerini gün yüzüne çıkarmam adına müthiş bir araç.

Bu benim için durumunun tezahürü olan fiiller; yazılarımı gün yüzüne çıkarmadan önceki dönemde toplumsal tepki ve beklentiden uzak olduğum için daha fark edilebilirdi.

Ne zaman ben yazılarımı sizlerle paylaşmaya başladım sanki bir perde inerek yazdıklarım benden uzaklaşmaya başladı.

Bütünlük aramaya başladım.

Muhteva konusunda kendime gem vurdum.

Üslup noktasında ahenksiz acabaları susturamadım.

Ve üstüne üstelik yazdıklarımın tesiri kendi üzerimde körlük muamelesi görürken olumlu ya da olumsuz eleştiri bekledim.

Bu yazıyı ben değil başkası yazsa, yazan kişiye burada bir soru sormak isterdim…

Şu an peki o perde var mı ?

Maalesef var. Bunu hissediyorum. Ve sanki ana amacım bundan sonra hep bu perdeyi kaldırmak olacak gibi…

Çünkü okuyucu tutabilmek bu cevaba yok denildiğini zaman oluyor…

Yılların kaynak suyundan beslenen bir çoban çeşmesinden kana kana su içtiğinde oh be hayat varmış demen gibi okuyanda bir hışımda nefesi tutarak seni okuyorsa olmuşsundur arkadaş.

Hadi gelin yazdıklarımın hepsini örnekleyecek bir anımla nihayete doğru yelken açalım…

Lise yıllarım Çankırı’nın Kurşunlu ilçesinde geçti.

Soğuğun başkenti nam-ı değer küçük Sibirya…

Bakmayın böyle yakındığıma, tek dezavantajı soğuktur memleketimin ki; biz de onu gülün dikeni gibi görür severiz.

Küçük bir yerleşim yeri olmasına rağmen her şey muntazam ilerler öğrenciler için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz Milli Bayramlarımızda ve Polis Haftası gibi önemli günlerde çok güzel organizasyonlar ve yarışmalar düzenlerdi.

Milli Bayramlarımızdaki etkinliklerle yaşlısı, genci, çocuğu herkes bir araya gelir tüm ilçe o coşkuyu yaşardı.

Ben de söylem olarak üzerime biri tarafından vazife kılınmasa da galiba yazmayı sevmemden kaynaklı bu organizasyonlar kapsamında düzenlenen tüm kompozisyon yarışmalarına okulum adına katılırdım.

Yine bir Cuma günü okuldan İstiklal Marşımızı söylemeden önce Müdürümüz mutat olan duyuruları yaparken; Polis Haftası Etkinlikleri kapsamında pazartesi gününe  kompozisyon yazıp getirmemizi istedi.

Normalde o zamana kadar her organizasyonda kompozisyon yazan ben bu kez yazmadım ve bu sadece benle kalmayıp kimse yazmamaya dönünce kıyamet kopmuş oldu.

Pazartesi günü bu kez İstiklal Marşı sonrası Müdürümüz kompozisyonları isteyip kimseden ses çıkmayınca ses tonu 3 seviye artarak Hiç Mi Kimse Yazmadı diye bağırınca ben de gayri ihtiyari başıma geleceklerden habersiz zayıf bir sesle maalesef ben deme gafletine düştüm.

Müdürümüz sesi duyar duymaz bana dönerek hemen getir oğlum dedi.

Ben de hocam yanımda değil evde dedim.

O zaman gel arabayla gidelim alalım dedi.

Ve sonrası çorap söküğü gibi taşikardi nöbetine dönecek bir hikayeye döndü.

Ben bu teklifi duyar duymaz arkama bakmadan hocanın seslenmeleri bir ahraz gibi davranarak koşmaya başladım ve o an sadece koşmaya başlamakla kalmayıp çarşıda çay ocağında kompozisyonu yazarsam çabucak okula dönerim diye de karar verdim.

Çünkü Rahmetli dedemlerim evi ilçenin Çal Mahallesi dediğimiz en tepe noktasındaydı.

Oraya gitmem, yazıyı yazmam ve dönmem belki de 1 saatimi alacaktı.

Okulun 200 metre yakınında olan tren yolunu bu düşüncelerle geçtiğimde olimpiyatlara hazırlanan bir atletin edası vardı üzerimde.

Sözü uzatmayım vakit ölçütünün zincirini kırarak çarşıya varıp kırtasiyeden veresiye alınan bir beyaz kağıda 5 dakikada hızlıca yazdığım yazı ile aynı tempoda tekrardan okulun yolunu tuttum.

Kader, meşhur tren yolunun kıyısında hocanın bordo renkli Şahin aracıyla bizi denkleştirdi.

Arabanın içinde o an anlam veremediğim ama puzzle içinde kesin yerinin olduğunu düşündüğüm bir de arkadaşım.

Hoca bir şeyler diyor ama o an geçen tren ile yaşadığım yoğun stres ve efordan dolayı nabzımın yüksekliği her şeyi duymamı engelliyordu.

Nihayet tren geçti ve hocanın şu sorusu ile kurtuldum dediğim olayda ikinci perde sahneyi aldı.

Oğlum arkandan bağırdım duymadın.

Arkadaşınla evine gittik yoktun.

Sen neredeydin ?

Her şey bu kadar üst üste gelmemi diye düşündüğüm esnada durumun vahametinin tesiri ile mükemmel bir yalana daha imza attım.

Sayın hocam anneannemlerde kaldım hafta sonu, orada yazdım ve oraya gittim almaya.

Cevap işe yaramıştı. Hoca neden beklemedin, arabayla gitmedin demekten vazgeçmişti.

Aferin için olacak hoca arabasına alarak 200 metreyi yürütmedi bana.

Ben de arabadan iner inmez terlemiş ellerimle sıkı sıkıya tuttuğum yazıyı teslim ettim.

Ama müdürümüzün bir bakışta hızlı yazmadan kaynaklı şeklen bozukluğu görerek düzeltmemi istemesi; bana belki de derece getiren sonuç kısmını yazmamı sağladı.

Bu arada yazımın ana unsuru olan ve o sene haince, kalleşçe şehit edilen rahmetli Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okan’ı da tekrardan ismini zikrederek rahmetle anmak istiyorum.

Artık son üç cümle…

Mezuniyet öncesi herkes yaşadığı olayları itiraf ederken ben de müdürümüze bu olaya dair arka planda yaşadığım ve onun bilmediği her şeyi anlattım.

Bu olay sayesinde kaygı gütmeden yazı yazmanın samimiyet duvarını aşarak okuyucudaki etkisini o gün öğrendim.

Fakat uygulama noktasında hep zayıf kaldım.

Selametle…

Ahmet KİRAZ

0 votes
Bu yazı Ahmet Kiraz Şiirleri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.