
Zamanın bundan 30 sene evvelinde Anadolu’nun bağrında bir nahiyede kasaplık yapan Kör Harun ve oğlu Deli Hüseyin varmış.
Kör Harun namı çevre kaza ve illerde de bilinen 80 yaşlarında ama hala babayiğit iyi bir kasapmış.
Deli Hüseyin ise emsallerinin aksine büyükşehire göç etmemiş 45 yaşlarında babasının yanında kasaplık yapan azıcık da huysuz olup ara ara da heyheyleri gelen birisiymiş.
Yine birgün ayarları bozulan Deli Hüseyin düşünmüş, taşınmış ve emsallerinin yanına gitmenin zamanının geldiğini hissederek babasına bu düşüncesini açıklamaya karar vermiş.
Aslında Deli Hüseyin dönem dönem hayatından şikayetlenir buralardan gideceğini etrafında bulunanlara soyler fakat korkusundan babasına söyleyemezmiş. Ama bilmezmiş ki bu şikayetlenmelerinin hepsi babasının kulağına gidermiş.
Bir gün Deli Hüseyin bu düşüncesinde daha kararlı bir vaziyette olacak ki Kocaeli’nde kendisine iş bile ayarlamış. Tek sorun ise bu durumu babasına nasıl söyleyeceği ile ilgili hala o cesarete sahip olmamasıymış.
Nihayetinde düşünmüş taşınmış ve kendinin soylemesinin uygun olmadığını bu durumu babasının en iyi arkadaşı olan Çakır Ağaya anlatıp onun söylemesinin daha yararlı olacağına karar vermiş.
Çakır Ağa da Kör Harun neredeyse yarım asırlık dosttu, eskinin efelerinden olup kazada sözü geçen insanlardan birisiymiş.
Deli Hüseyin bir gün bir vakit namazı çıkışı Çakır Ağayı babası yanında yokken Camiinin yanında yakalamış ve Kocaeli’nde iş ayarladigini artık gitmek istediğini ciddi ciddi anlatarak ondan babasına kendisinin buradan gideceği bilgisini söylemesini istemiş.
Çakır Ağa Hüseyin’i ilk kez böyle ciddi görmüş. Aslına bakarsanız daha öncede buna benzer yakınmalarını kendisine çokça anlatmış fakat sonrasında bir iki gün içinde hep vazgeçislerini tanıklık etmiş biri olarak Deli Hüseyin’in bu kararlı hâlini gören Çakır Ağa Hüseyin’e;
Bak oğlum ben babanı iyi tanırım. Pek eyvallahı olan adam değildir. Sonra ben derim vazgeçersen adamcağız üzüldüğü ile kalır emin misin demiş ?
Deli Hüseyin ise Çakır Ağa’ya veryansılı bir dille evet eminim baksana ben dışında kim kaldı buralarda Çakır Ağa demiş.
Çakır Ağa Deli Hüseyin’in talebini tamam oğul ben söylerim fakat bir iki gün sende düşün tekrar diyerek kabul etmiş.
Sayılı zaman çabuk geçer hesabı Deli Hüseyin iki gün sonra yine bir camii çıkışı Çakır Ağa’nın yanında biterek bugün soyle artık deyince Çakır Ağa’da artık söylemekten başka çaresi olmadığının farkında olarak 50 yıllık dostunun yanına vararak Harun Ağa hele bir çay söyle de azıcık eskilerden, yenilerden konuşalım demiş.
Ve başlamışlar mazinin derinliklerinden başlayarak kahkalarla biraz da hüzünlerle dolu muhabbete.
Çakır Ağa sohbet erbabı, neyi nerede söyleyeceğini iyi bilen birisi olarak muhabbetin soluğunun biraz sükunete erdiği bir anda ses tonunu gayet ciddiye alarak Harun Ağa demiş.
Harun Ağa da yarım asırlık dostunu iyi bildiğinden söyle Çakır Ağ ne diyeceksin büyür diyerek karşılık vermiş.
Çakır Ağa lafı gevelemeden senin oğlan yanıma geldi Kocaeli’nde iş buldum ama babama söyleyemedim sen der misin dedi der demez;
Kör Harun sözün titreşimi daha havadeyken tek cümle ederek ayağa kalkmış ve gitmiş.
O meşhur tek cümle ise;Gün Doğmadan Gitsin olmuş.
Çakır Ağa dostunun hüznünü de bedenini naklederek Deli Hüseyin’in yanına varmış ve babasının o meşhur tek cümleli cevabını Hüseyin’e iletmiş.
Gerçek hikaye budur ki; sözün ağırlığı mı yoksa eskilerin ağırlığı mı bilinmez diğer gün Deli Hüseyin Gün Doğmadan Gitmiş ama gittiği yer yine Kasap dükkanı olmuş…
Ahmet KİRAZ





