Beklemek…

Beklemek;

Zamana çizilen değerin en iyi anlaşıldığı anlar bütünüdür…

Geçen vaktin sınırlarını hissetmektir…

Sükunetle haykırış arasındaki daracık bir yerdir…

Heyecandır, sevinçtir, korkudur, umuttur…

Sabrın anlam bütünlüğüne kavuştuğu kapıdır…

Bir bekleyiş içinde olmak ise;

Zordur, yoldaş ister…

Emek ve inanç gerektirir…

Sabır ve iman ister..

Kısa bir süreye kadar pek çok bekleyişin içinde olan teesürlü, mutsuz ve umutları tükenmek üzere olan bir insan olarak beklemenin ve bu bekleyiş sürecinin ne kadar zorlu olduğunu çok iyi bilmekteyim. Fakat bekleyiş içinde olmanın da insanlara kazandırdığı güzellikler varmış. Özellikle bekleyiş sonrası mutlu sonla ortaya çıkan güzellikler…

Her bekleyiş sonrası insan;

Daha güçlenerek dönüyor hayata…

Ayakları daha sağlam basıyor toprağa…

Özgüveni tekrar yerine geliyor…

Geleceğe daha umutla bakıyor…

Ve Sanırım…

Beklerken yaşanıyor en taze hisler…

Sözümüz sona ererken, Büyük Üstad Necip Fazıl’ın Beklenen şiiriyle noktayı koyalım beklemenin kalbine…

Ne hasta bekler sabahı

Ne taze ölüyü mezar

Ne de şeytan bir günahı

Seni beklediğim kadar

Geçti istemem gelmeni

Yokluğunda buldum seni

Bırak vehmimde gölgeni

Gelme artık neye yarar

 

Bu şiirin telif hakkı yazarın (Ahmet KİRAZ) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

0 votes
Bu yazı Ahmet Kiraz, Denemeler ve Hikayeler kategorisine gönderilmiş ve ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.