Eksik olan neydi….bilemedim
Kör düğüm düşünceler
Sancıyor sancıtıyor
Dağıtıyor beynimi
Soğuk bir zemheri vakti
Buz tutmuş, yüreğime tezat
Üşütüyor ellerimi
Ve her köşe başında kor bir özlem
Ufkun çizgisinde gün batımının kızıl rengi
Yanıyor, yakıyor şehri
Hüzün kaplamış mahsun bir veda
Terkediyor usulca yüreğimi
Akşam karanlığı acı acı çörekleniyor
Ruhumun kuralsız ışıksız caddelerine
Kayboluyorum
Açılıyor göz kapaklarım
Coşkun pınarlar çağlıyor
Kaçınılmaz doğal bir afet
Sel basıyor içimin her hücresini
Boğuluyorum
Tamir olmaz derin kazılmış
her yerde izi kalmış anılarla dolu çukurlar
dolanıyor ayaklarıma
Kapana düşmüş gibi
her yerim yara, bere, tarifsizce
Kurtulamıyorum
Aklım kadar dağınık
Sahipsiz, yalnız kalabalıklar
Serseri kavgalar
Pejmürde, yalın ayak, beş parasız avuçlar
Mendil açmış umutlar
Anlayamıyorum
Güzel ve çirkin
İyi ve kötü
Siyah ve beyaz gibi
Paradoksal kaçınılmaz hayatlar
Fırıldak bir dünyada dönüyor karmaşalar
Sokak sokak koşuşturan,
Kör ebeden kaçan vur kaçlar
Saklambaçlar
tutamadığım çocuksu oyunlar
Bir reklam afişi kadar donuk
İllüzyon kadar renkli ve yalan
Havada asılı kalmış mahkûm suratlar
Soluyor, tükeniyor
Ve dökülüyor, eskiyor
Anılarımı sakladığım sandığım aşılmaz surlar
Telaşın ayak sesleri eksilmiyor hiç
Yankılanıyor, Korkutuyor beni
Basıyor afakanlar
Bazan mucizeler dokunuyor
sarıyor sarmalıyor gök kubbemi
Ezan seslerine karışıyor arşa çıkan dualar
Ben gökyüzü oluyorum bir an
Daralan göğsüm genişliyor
Duru, huzurlu mavi,
Nefes gibi
Çok geçmiyor zaman
Gözlerimde yine buğulu bir duman
İçinde özlem, içinde deniz,içinde sen
Bir umut….Uzanıyorum yokluğuna
Bekliyorum bekliyorum zamana inat
Ama olmadı, gelmedin..
tutmadın üşüyen ellerimi
Ve ondandır uçup gitti her biri
Kırık dökük tezgahlarda kalakaldı
Satılık düşler gibi
Alamadım kestaneyi, simiti, balık ekmeği
Dolanıyorum İstanbul sokaklarında avare, deli
Oysa en sevdiklerimizdi
Geçmedi boğazımdan sensizlik gibi
Kulaklarımda uğuldayan
İçi tıka basa yokluğu istiflemiş
Balık ağlarına dolanmış bir canın
çırpınışı kadar acı
vapurların siren sesleri
Yolcular iniyor biniyor
Geliyor Gidiyor
Bazıları nedendir..niçindir
hiç ama hiç dönmüyor..
Tramvayın ağır aksak gıcırdayan yükünü
hissediyorum
Dalgın bakışlarda
Ağır ağır çöken hayalin geziniyor
bir zamanlar başını yasladığın omuzlarımda
Umutsuzca her durakta
Eksik olan neydi… bilemedim
Aslında bildim, ama söyleyemedim..
Kokun sesin sevgin..
Çocukluğum, gençliğim
Ömrüm dediğim
Gönül koyduğum
Hayallerim
Eksiktin …
Acıtıyor, acıyor işte kalbim
Annem, gel artık
Öp de geçsin …..
Funda Emre






