Topaç İle Gelen Mutluluk…

Vuslat mı çok çabuk geçiyor, yoksa kalbimin içinde masal şarkıları söyleyen çocukluğum mu hızla büyüyor bilmiyorum. Ergen kavgaları gibi ruhum. Asi ve bir o kadar da cüretkar… Çocuklar! diyorum sonra, evet çocuklar! Saçlarına yıldız düşmüş, elleri oyun kokan, paçalarında hayatın çilesi yerine, toprağın saf kirliliği olan çocuklar. Gülen gözlerle bana bakan, öğretmenleri olduğumu unutup, oyun arkadaşı olarak beni aralarına alan o masum çocuklar… Topacın nasıl döndüğünü bile unutmuş bana, çocukluğumu öğreten, hayal zengini, kalp güzelliği şerbetini kana kana içmiş olan sevgili çocuklar. Elime alıyorum topacı sonra. Hayatın içinde nasır tutmaya inat eden parmaklarım ile tutuyorum, kavrıyorum ipinden. 10 yaş güzelliği, gözümün kılcaldamarlarında, kalbimin saraylarında yerini alıyor. Mahalle kavgalarına dönüyorum hemen. Annemin yoğurtlu ekmeği, dişlisi kırık bisiklet pedalım, silinecek yeri kalmamış işlemeli mendilim, pazar akşamlarını mısır patlağı ile geçirerek izlediğim ‘Bizimkiler’ dizim ve ‘Kalimero’… Bu haksızlık değil mi diye bağıran civciv Kalimero… Bugün çocuk oldum işte. Hayatın ellerime bahşettiği nasır kokan ellerime aldım o ipi. 10 yaşında, oyun oynamayı, akan burnunu silmeye tercih eden bir çocuk oldum. Topaç döndükçe ben küçüldüm. Hayat devam ederken, ben çocuk ruhumla kalmaya devam ettim ve edeceğim…

Osman AKSU




0 votes
Bu yazı Denemeler ve Hikayeler kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.