Şimdi beyazlar örtüyor sevda pususundaki zavallı direnişlerimi. Ben sana kalmak ben sana gelmek ben sana yaşamak paydoslarımda bile sende bozmuşum tek kalmak izinlerimi; seni düşünürken hiç kendimle kalamamışım. Sanki sen hep yanıbaşımda, sanki sen hep benimle sanki sen hep bende kalmışsın. Şimdi şu bembeyaz kar tanesi bana senden getiriyor biraz; parça parça ufak ufak. Götürmesin seni, gitme hiç, bakmasın sana kartopuna âşık çocuklar… çünkü ben sende güneşe aldanmak sevdamdan vazgeçtim. Çünkü ben yıllarca seni düşünüp severken bir başkasında aşkla yaşamak gerçeğimden feragat ettim. Kalbim… ah şu kalbim… inanabiliyorsan, yakışabiliyorsa sevmek sana beni; ne olur bir daha gitme hiç. Senden başka gökyüzü istemiyorum ben, kara bulutlarınla, beyazlarınla ve coşup taşan yağmurlarınla sen sadece bende güzelsin sevgilim.
Artık sana gelemesem de, buna cesaret edemesem de, sesine sevmek döşediğim o günün sesinde ölsem de seni özgürce sevmek haklarımı kullanıyorum sensiz… ses etmeden, görünmeden, şu uçan kuşların özgürce uçmak hakları gibi kalbime alıp da kimselere vermeyerek…
Sen, pazarımın kaybediliş gerçeği hüzün sevgilim; ben pazarın ertesinde de sendromsuz yine seni seveceğim. Sen bilmesen de, görmesen de, anlamasan da; istemesen de; beni sevmek cesaretini kalbine giydirip onu çıkarmamacasına söz vermesen de…
Bir gün göçüp gideceğim ben de, seni de kalbimde götürerek. O vakit azaldığını kendine kalamadığını düşünme sakın sevgilim, ahiretin sensiz yollarında da seni saklarım ben kendime. Çoğaltırım seni, orada bile hiç kimselere vermemecesine…
Dilâra AKSOY






