SARI VAZO YOK !

Kalbi soyunca vitamini çıkar mı acının.
Kapının ardında bir ses,
Arada bir işitiyorum geldiğini.
Gök gürlemesiyle pencereye vurması
Aynı hızda oluyor her gece.
Yüzümün bir yani karanlık.
Aydınlık yanıma tutunuyorum epeydir.
Zıhrı çalınmış bir şövalyenin
Öfkesi kadar kutsal duruyor
Masanın üzerindeki sarı vazo.
Kapıyı vuruyor,
Pencereye taş atıyor.
“Masa da sarı vazo yok” diyor.
Tutuyor saçımı , vuruyor enseme.
Her tokat “uyan” diyor.
Gözüm açık diyorum.
“Hayır” diyor.
Aydınlığa yetişince diğer yanım,
Kapı susuyor.
Kapı konuşmaz diyorum.
Konuşmuyordu zaten
Hep susuyordu , hep sustu.
Çay bardağında şarap ısıtıyorum.
Kapının ardında bir ses…
Tırnaklarım var gücüyle
Isırıyor yastığımı.
Kimliğim nerede diyorum.
Çanta da yok, kanepede değil.
Sarı vazonun içine baktım
Orada da yok.
“Sarı vazo yok” diyor.
Kalbin kabuğu küf tutar mı?
Soydukça eksilir mi bir yani diyorum.
Gözümün rimelini silerken
Yakalıyorum kapının eşiğinde.
Kedidir kedi diyorum…
Kediyi vazonun içine koyuyorum.
“Vazo yok”
Kıracağım vazoyu en sonunda.
“Vazo yok.”
Biraz çay demliyorum.
Biraz peynir
Biraz kedi seviyorum.
Küfür ediyorum biraz.
Sonra kapının ardından bir ses,
Epeyce yaklaştım, duyuyorum.
Pencereye vuruyor, ıslatıyor.
Çayı söndür, ışığı aç…
Vazoyu kırdım işte.
Vazo yok diyorum.
“Vazo yok” diyor.
Hayır yok diyorum.
Anlamıyor…

Ji

0 votes
Bu yazı Şair Durağı kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.