Boğaz’da…

Boğazdayız
Hafiften, hafiften akşam esintisi
Dokunuyor önce saçlarımıza
Yüzümüze
Dudaklarımıza
Ellerimiz değiyor istemeden
Korkakça 
Saklanacak yer ararcasına
Çekilme yok ama
Parmaklar kenetleniyor
Başlar dönüyor 
Yüz yüze
Kırmızı al bir dudak 
Kirli sakallı bıyıklı 
ve solunda morluk
Yediği yumruk iziyle bir dudak
Öpmek olmaz
Dün geceden kalma
Kirli ellerin sebebi
Geçmeden onların izi
Öpmek olmaz
Nefes nefese
Deniz kokuyor
Özlem kokuyor
Aşk ve ayrılık kokuyor

Boğazdayız
Tam da Üsküdar’da
Denize nazır bir masada
Arkadan bir hüzün bestesi
Gün onunla batmakta
Ufuk kan gibi kızıllaşmakta
Ellerimiz kenetli
Gözlerimiz mahmur
Ayrılığa işaret: ağlamaklı
Hayır, konuşma yok
Sus pus öylesine

Boğazdayız
Mayıs sonundayız
İyi biliyorum 
Yazmışım bir kenara
Altına da üç satır
” Hayalin ile dolu bir dimağın 
Yokluğunla avuntusu olacak
Bu son bakışmalarımız ve unutmayacağım”

Boğazdayız 
Akşama bir merhaba
Kanat çırpan kırlangıçlarla
Sevda deyince
İnsan sevince
Yürek değil tek
Bundan pay alan
Tüm beden:
Seni gören gözlerim
Saçlarına dolanan ellerim
Sesinden başkasına duyarsız kulaklarım
Anamdan sonra ellerine muhtaç başım
Peşinden koşturan ayaklarım
Her sinir hücresiyle beynim
ve ayrılık 
Hepsine zarar

“sürgünüm ey sevgili
yollarım var uzaklara
gidişim bundan, bil ki
umudum hep yarınlara”

Diyen bir şarkının
Bize söylendiği bir yerde:
Boğazdayız
Akşamın sefasında
Kopacak birazdan
Ellerimizde fırtına
Kalkıp varacağım 
Haydarpaşa’dan son trene
Çok zaman kalacağım
Vardığım duvar arasında
Gardiyanlarda gözüm 
Ellerinde umudum
Senden belki bir haber
Belki mektup
Bekleyeceğim umutla

Boğazdayız
Üstüme ihale bir cinayet
Gecenin sonunda geçerken
Sevgiliye gidilecek yoldan
“dur! Dedi polisler arkamdan
Durdum ellerim havada
Gözlerim tetikte
Ah olmayaydı 
Vardı işte, bir silah belimde
Postal sesleri 
Hala kulaklarımda
Yaka paça 
Vura kıra
Sordular, vurdular
Cevaplarım yetmedi
Gücüm yetmedi
Anlatamadım 
Ben adam vurmam
Kıyamam
Silah?
Evet silah 
Anlattım 
Zeynep’le kaçacağız
Bizim oralara varacağız
Üvey babasına ağabeyine 
Korku salacağız
İnanmadılar
Yıktılar birinin cesedini önüme
Niye dediler
Niye ben dedim
Sen faşistsin 
Bıyıklarından belli
Bu da sizin mahallenin kızılı
Husumet de vardı aranızda
Zaten tehdit etmişsin geçen Cuma
Yok dedim 
Yalan dedim
Ne yani vatanını sevmiyor musun!?
Evet dedim, evet 
Bir de Zeynep’i seviyorum

… 
Boğazdayız
Ardımızda iki polis
Eli silahlı
Ayrılık nöbetçileri
Aşk katili
Sivas’a dek 
Yol zebanileri
Karşımda Zeynep
Elleri elimde
Kelepçeden kurtaracakmış gibi
Gözlerinde bir gün batımı
Kızıl mı kızıl bakışları
Boynu bükük
Saçları dağınık
Kaç gündür uykusuz
Suçsuzluğumun tek inananı

Boğazdayız
Sevdasına düştüğüm 
Canımdan can bildiğim
Elveda
Omuzlarımda bir pençe
Kaldırdı masadan 
Çekti öteye
Ağa takılmış balıklar
Gibi çekti 
Ağlamadık
Kızıllığıyla kaldı gözlerimiz
Sıcaklığıyla ellerimiz
Doyamadığımız sevgimiz
Beşikli bebeli hayalimiz
İftiraya kurban ettiklerimiz

Boğazdayım 
Kırk küsüründe 
Yalnız bir mahkûm
Akşam olmakta
Hafif bir rüzgâr
Koynuma dolmakta
Serin serin 
Bir kırlangıç salınmakta
Ayrılık mekânımın
Yaşlı ağaçları arasında
Yıllar öncesinin hayali
Kızıl bir akşamda
Hala canlı durur
Ta şuracığımda

Boğazdayım
Bir akşamüstü
Ağlamaktayım 

Bu yazının telif hakkı şairin (Mehmet Özcan YASDIBAŞ) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.

0 votes
Bu yazı Mehmet Özcan YASDIBAŞ, Şair Durağı kategorisine gönderilmiş ve , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.