Say ki sabırla yeni günü bekleyen çocukların masumiyetinden utanıp tükettim sabrımı.
Say ki sokakta geçirdiğim bir günün sıcaklığı, huzursuz bir evdeki sıcaklığı sekize katlar.
Say ki ben bir yazarın hiç dile getirmediği son hayal kırıklığıyım.
Say ki kırıldığım yerden düştüm masum bir çocuğun düşüne.
Say ki hiç günaha bulaşmamış masumların günahı var üzerimde.
Say ki gülümsemeyen tüm gözlerin yasını tutuyorum.
Say ki bunca lüksün içinde şımarıklık yaparken ufacık, ayakkabı boyayan bir çocuğun bakışı ilişiyor gözüme.
Say ki utancım ağır geliyor omuzlarıma, ondan belim bükülmüş.
Say ki babasıyla elele gezen çocuğu kıskandığım esnada, yine başka bir yerde babasının dövdüğü çocuğun sesini duyunca bir isyan yükseliyor içimde.
Say ki bahçesinde gülleri hiç bitmeyenlerin gülleri yeşersin diye döküyorum gözyaşlarımı.
Say ki acılarımın bir hiç olduğunu gördüm korku dolu bakışlarla kardeşinin ölü bedenine bakan çocuğun gözlerinde.
Say ki falan ülkede duvara yazılan ‘Bir gün savaş bitecek ben şiirime geri döneceğim’ yazısına takılıp kalmış, o gün gelene dek şiire küsmüşüm.
Say ki iyi insanları sürmüşler yerlerinden, yurtlarından, üzüntümden hiçbir yere bu ait olamayışım.
Say ki gökyüzünden yağan yağmur çiçekleri yeşertmiş bir ben yeşerememişim.
Say ki yalnızlık son bulsun diye gölgemi bile yalnız bırakmamışım.
Say ki acıya göz yumulduğunu gördükçe öfkemden deliye dönmüşüm.
Say ki uçup giden her balonla bir yerden bir yere göç etmiş, yine de şu göçebe ruhumu dizginleyecek bir yer bulamamışım.
Say ki ilk yalanla kaybolmuş dürüstlük, ilk yalanı bulup öldürmek amacındayım.
Say ki yıllardır umut biriktiriyorum ceplerimde umudu olmayanların kapısına usulca bırakıp kaçmak için.
Say ki üzülmesinler diye bütün üzüntüleri alıp kaçıyorum küçük çocukların elinden.
Say ki uğurlayanı olmayan her yolcunun peşinden ben el sallıyorum.
Say ki isimsiz her mezar başında bir yanımı toprağa gömüyorum.
Say ki masuma sıkılan her kurşunda ilk ben vuruluyorum.
Say ki kafese hapsolan ilk kuş benim.
Say ki duymayanlara inat bütün güzellikleri haykırıyorum.
Say ki dünya düzelsin diye gökyüzüne dualar gönderiyorum.
Say ki uğruna inanmışım 1000 turna efsanesinin, 999. turnanın kanadına bir barış şiiri yazıyorum.
Say ki acı ağıtlardan başka hiçbir şey duymayan kulaklara aşk şarkıları mırıldanıyorum.
Say ki kimse ağlamasın diye herkesin yerine ben ağlıyorum.
Say ki umut ağacına bir çaputta ben bağlıyorum.
Say ki acısından küle dönmüş şairin adına küllerimi denize ben savuruyorum.
Say ki bu koca dünyayı bir avuç insanı barındıramadı diye bir kağıt gibi buruşturup fırlatıyorum.
Say ki bir sunağın başında, zamansız ölümler son bulsun diye kendimi kurban ediyorum.
Say ki karanlıklar aydınlığa çıksın diye kendimi yakıyorum.
Say ki söylenecek tüm yalanları ben söylüyorum, dünyaya daha fazla yalan bırakmıyorum.
Say ki kırılmasın düşler diye her adımda ben kırılıyorum.
Say ki sevilmeyen her yüreği bütün kalbimle ben seviyorum.
Say ki boşluğa uzanan her eli ben tutuyorum.
Say ki dünya bir gün güzel bir yer olur diye bahçeme güller ekiyorum.
Say ki özgürlüğü unutma diye göğüne kuşlar konduruyorum.
Say ki sen bütün bunları okumadın bense yazmıyorum.
…
Bu eserin telif hakkı yazarın (Mavroliva) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.





