Gece yarısı, saat 00.00 Birçok insan çoktan uykusuna daldı, belki de birçoğu uykusunu aldı, alıyor. Bense uykuma açtığım savaşımın, satırlarıma düşen notlarıyla haşır neşirim. İçin de benim olmadığım, senin fazlasıyla geçtiğin notlarım. Düşen notlar biraz gamlı, biraz kederli, fazlasıyla duygu dolu. Dem vurdum, gecenin sessizliğine bam teli yutkunma sesiyle şenleniyor. Boğazıma takılıyor sensizliğim. Saat 00.15 tam deminde demlenirken geldi aklıma yine sensizliğim, gecenin karanlığı vurdu yüzüme sensizliği uykumu almaya çalışsam kâbuslar süsler rüyalarımı. Bir film olsan her salise, saniye, dakika, saat; süslesen gözlerimi düşlere düşmeden düşlere dalsam! Senli olan anların tadına doymasam hiç bitmese o anlar. Savaşların galibi olduğumu da bilmiyorum, emin olduğum tek bir gerçek varsa uykumun beni yenmesine izin vermiyorum. Seni doyasıya yaşamak varken, yaşamadığımın yüzündendir ki, beyaz sayfalarıyla konuşma çabalarım. Uykuma dalmaya kalksam, üşenmesen bir kez de gelsen süslesen rüyalarımı, rüyada da olsa çizsek mutluğun resmini gökyüzünün devasa büyüklüğüne. Manzaramı siyaha boyadım sen yokken, içim de karardı katran karası gibi. Doğ içimde, güneş gibi aydınlığa kavuşsun içim, katran karası siyah utansın.
“Ateş düşer, kalbine
Sanki kıyamet, yeri.”
…
Bu eserin telif hakkı yazarın (Ünal OK) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.





