Bugün yine “Eski mezarlık kelebek vadisi”nde yeni kelebekler peşindeydim. Vadi bekçisi Hilmi amcanın vara yoğa havlayan, sulak yerde büyümüş köpeğine görünmemek için oralarda bolca bulunan deve dikenlerinden biriymişim de rüzgardan hareket ediyormuşum gibi yapıyor, arada bir de çizgi filmlerdeki balerinler gibi ayak uçlarıma basarak yürüyordum. Allah’tan köpek bir Sekoya ağacına titanyum zincirle bağlıydı, ama olsun, havlaması bile insanın ömründen birkaç gün eksiltmeye yetiyordu. Bu sırada sırıtkan Güneş var gücüyle parlıyor, bulutlar arada bir buna engel olmaya çalışıyordu. Rüzgar da hafiften hafiften bulutlara destek oluyor, kelebeklerin çiçeklere zorla tutunduğunun farkında bile olmuyordu. Önceki güne göre daha çok kelebek vardı, ama rüzgarın kelebeklerle dansı çekimi zorlaştırıyordu. Derken, Anadolu Melikesi adı verilen bir kelebek “Tülin Hanım (Yaşasın kelebekler beni tanıyor!), fotoğrafımı çekebilir misiniz? Feysbukta paylaşacağım da.” diyerek bana seslendi. “Elbette sevgili Anadolu Melikesi, bundan mutluluk duyarım” dedim. Nedense yemek yerken fotoğraflanmak istemişti, ben de kırmadım. Kelebek bana teşekkür ettikten sonra, vadideki kuvars görünümlü çiçeklere doğru havalandı, ben de başka tarafa yöneldim. Gülen papatyalar üzerine konmuş bir Mavi Osiris gördüm. Tam onu fotoğraflamak için usulca eğilmiştim ki, kelebek aniden havalandı. Boş kalan çiçeğe bakarken yukarıdan bir şey düştü. Kelebek kanadına benziyordu. Otların arasına baktım. Evet, bu bir kelebek kanadıydı! Hem de Anadolu Melikesinin kanadı! Ne olduğunu anlayamadım, elime kanadı aldım. İpekten narin, yağmur suyundan saf bir güzellikteydi ve kesilmişti. Başımı kaldırdığımda, kelebeğe ne olduğunu anladım. Bir Peygamber Devesi (Mantis), müthiş gizlenme yeteneği sayesinde kelebeği yakalamış, makas gibi kıskaçlarıyla kanatlarını kesivermişti. Ve kanatlar zarafet verdiği kelebekten ayrılıp rüzgarla son dansını yaparak, yine zarafetle yere konmuştu. Mantisin kelebeği yiyişine bakakalmıştım. Çok sevdiğim kelebeklerden birini parçalamıştı Mantis, kızgın mıydım? Yoksa üzgün müydüm? Evet, kelebek çok güzeldi, ama mantis de öyle. Kelebek doğası gereği uçuyor, çiçeklerden besleniyordu. Mantis de doğası gereği böceklerden ve kelebeklerden. Her şey normaldi, doğa döngüsüne devam ediyordu. Normal olmayan insandı. “İnsan” doğasına “aykırı” olarak, insan, hayvan, ağaç, ne varsa yok ediyordu. İpekten de narin kelebek kanadı bana hüzün verse de, gerçek buydu.
..
Bu şiirin telif hakkı yazarın (Tülin KİPER) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.





