Öyle bir dündeyiz ki,
Günümüz,bugünümüz ve yarınımız,
Bir sen olmuşsun acınla göz yaşınla,
Ağaran saçlarımla,
Şiire fon olamayan sazlarınla,
Islak kağıda bir tutam keder,
Ve de mühür olmuşken,
Ben son fısıltıda adını duymuşken,
Sen kalbime zincirlenirken,
Bir bakmışım yüreğim yok.
Öyle bir dündeyizki,
Günümüz sana dünümüz bana küskün,
Gitmeden yüreğimide sökün,
Bakışlarımla ardındaki yolları öpün.
Bir mısra olmuşken dizelere,
Kalbe giden ellere,
Zincir mi vururlur sebebi niye,
Adını cihana üfleyen dillere,
Kalbimle beraber ölüm kararı gelmiş.
Öyle bir dündeyizki,
Dünüm,bugünüm ve de yarınım,
Senken,
Sana yalvarışımı duyan yok tekken,
Göz yaşım yeşil ırmağa kaynak olurken,
Bir hüzün türküsü söyler gözlerim,
Ardına döktüğün kumları izlerim,
Severim,sayarım seni çok özlerim,
Gidişini izlerim,
Peşindeki gölgende filizlenirim,
Gölgesi olmayanlara seni anlatırım,
Bu sefer de seni anlatırım,
Seni anlatırım.
Öyle bir gündeyizki,
Yarın bugüne ben sana aşığım,
Adının geçtiği her satırım,
Hüzünle doyar öyle yaşarım,
Tutunamaz artık bedenim sensiz,
Ruhumda bedensiz.
Aşkım büyük ama sessiz,
Belki aşk olmamalı kedersiz,
Her gece gibi soğuk ısıttı içimi,
Anlatamadım bu dizelerde sensizliği,
Gönlüm içine çekti sessizliği,
Bir hava gibi cok kirli kalbim,
Birikti beni ağlatan derdim,
Kör düğüm artık dilim,
Konuşmuyor çok şey anlatıyor.
Öyle bir yarındayızki,
Yarınım ateş bu günüm su çeşmesi,
Sen olarak doldurur gözlerimi,
Dünüm kayıp bulunamıyor,
Senin kalbin beni hiç anlamıyor,
Ben değilim deli kalbim sızlıyor,
Hançeri gidişinle soktuğun gibi,
Onu benden alıp gittiğin gibi,
Sen gibi,
Yarınım gibi,
Bugünüm gibi,
Mısralarım gibi,
Onu alıp bana verdiğin acı,
Gülüşün bir sultanın baş tacı,
Artık gülüşünde acı.
Öyle bir güne gidiyoruz ki,
Yarın yok,dün yok sen yok ben yok,
Bir tek acılardan olan bugün var,
Ateşlerin tükürdüğü yalnızlık var,
Bu ben değilim bu son karar,
Kılıç gibi göğsümü yarar,
Mum ışığında kalbimi arar,
Yok!çalınmış diyerek anar,
Seni bana beni arafa sunar,
Ölümü bir nebze olsa tadar,
Ben sana sen bana yâr olmadıkça.
Öyle bir dündeyizki,
Dünüm büyük bir harabe,
Senin izini bıraktığın ateşli çeşme,
Su,ateşe yâr sen bana bakmadıkça,
Bana seni seninle baktırmadıkça,
Ağlayan gözler dudağı ıslatmadıkça,
Zalim yarın ne de bugün.
Öyle bir zamandayızki,
Saat zamana ben sana vurgun,
Dizeler bitmiyor gönül susmuyorki,
Bu yürek ağlıyor ki…
Yeşil mücevhere selam olsun,
Duysun işitsin,
Kalbimi geri versin,
Mücevher değilde gözleri yeşil,
Gönlü berrak benimki ser sefil,
Sefaret içinde bir ben tekil,
Gerisi çift,
Gerisi bir çift yeşil mücevher,
Ahıma ses ver,
İşit beni duy beni,
Gözleri bir çift yeşil mücevher,
Sesi bir bülbül yavrusu gibi,
Narin ve cesur gibi,
Kalbimi ölüme terk etmesi gibi,
Gün doğumundaki güneş gibi,
Kanser olmuş kalbim demiştim,
Ağlamıştım,biraz sevinmiştim.
Öyle bir göz ki,
Dünü bastırıp bugünü mutlu kılar,
Yarına ahenk katar,
Ama gönlüme uzaktan ok atar,
Acı verir,yakar,
Dizeler yetmez.
Yetmezde kalbim yetermi,
Düşünürüm beni severmi,
Gün gelince severmi,
Severmi??
Bu şiirin telif hakkı yazarın (Ertuğrul KAYA) kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.





