Can Özbekistan…

Ülkemizin dışına çıktığınızda yabancılık çekmemek, bir nebze de olsa gurbet elde rahat bir şekilde yaşam sürmek sanırım gittiğiniz yere yaptığınız seyahat ve orada tanıdığınız insan sayısının çokluğu ile mümkün diye düşünüyorsanız henüz Özbekistan’ı görmemişsiniz…

Bizdenliğin bozulmamış en duru halinin yaşadığı, selamlaşmanın ve kucaklaşmanın kalpten yapıldığı, sadeliğin ruh olarak sokaklara bulaştığı nadide bir ülke Özbekistan…

Bilmeyişin yok olduğu aşinalık esintili adımlarda, kaybolmayı mümkünden çıkaran nasıl olsa gardaşlarım beni dara düşürmez rahatlığı ile Buhara’da, Semerkand’da ata yurdumuzun her köşesinde ruhunuzu motif motif özlediğimiz yıllara götürmek oldukça mümkün.

Şunu rahatlıkla ifade edebilirim :

Bu yazımda ifadelerime samimiyet katacak olan attığım her adımda gördüğüm içtenlik olacaktır.

Dile getireceğim her hususta bu minvalde mübalağadan uzak duru bir hissiyat ile vücut bulacaktır.

Evvela yediden yetmişe kadın erkek ayırt etmeksizin selamlaşmaya tebessüm ile aidiyet katan bu güzel insanların misafirperverliğine şahit olunca; örfümüzün ve kültürümüzün öze sadık kalarak Anadolu irfanı tanımıyla var edip yaşattığımıza tanıklık etmenin tanımsız mutluluğunu ve tarifsiz heyecanını yaşadım.

Buhara sokaklarında bire bir aynı itina ve renk uyumuyla işlemeli yorganlarımıza, yastıklarımıza, el işlerine denk geldikçe sevdiklerimden çok uzaklarda ama soy bağımızın sıcağında kendimi ev sahibi gibi hissettim.

Tarihin dokusuyla beraber kokusunun da serpildiği sokaklarda adeta konuşan hanlara, evlere şahitlik ettim.

Camilerin büyülü güzelliğinde, sadeliğin sindiği kıraatlara ruhumu bıraktım. 

Duaların içinde kendi içime sinmiş bir ben daha buldum.

Lezzetli yemekleri ve zengin sofralarıyla ne yiyeceğim kaygısına hiç düşmedim.

Özetle geçmiş sanki avuçlarında beni gezdiriyor gibiydi.

Bu hususi hissiyatın sirayetleri tezahür noktasında beni bağlam dışı farklı hissiyatlara da itti.

Yolda, izde her yerde o kadar çok güzel selamlaştık ki; ben de gittiğim her yerde, o yere ait zihnimde oluşan çağrışımla aklıma kim geldiyse ondan habersiz onun selamını götürdüm. 

Fiilen duymadım ama ruhuma üflenen o hislerle sizlere de bolca selam getirdim.

Alın kabul buyurun lütfen.

Sözlerimi nihayete erdirirken tüm bu güzellemelerin yürekten nakşedildiği Özbek Millî Marşı’nın bir dörtlüğünü de sizle paylaşmak istiyorum.

Altın bu vadiler, can Özbekistan,

Ataların kahraman ruhu sana yar!

Ulu halk kudreti coştugu zaman,

Alemi büyüleyen diyar!

Esselamünaleyküm…

Ahmet KİRAZ

0 votes
Bu yazı Ahmet Kiraz Şiirleri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.