
Kurak devam eden bir yılın getirisi ne olabilir ?
Ne olabilir ki mübarek diyen herkesi duyuyorum.
Sıcaklık rekorlarının tazelendiği, barajların hüviyetlerini yitirdiği, güneşi bloklayan bulutların dahi gölge oluşturamadığı, klima satışlarının rekor kırdığı, yağmur kokusunun unutulduğu, sulama kanallarının kuruduğu, üretimin zayıfladığı bir dönemden geçerken hayırla anılabilecek ne olabilir ki ???
Getiri değil ama getiri hanesine güç katacak unsurların önem kazanmasına katkı sağlar bu durum.
Mesela tek deyimle dile getirirsek kıymet bilmek…
Deyimi kardeşleriyle bir araya getirip vurguyu artırırsak; var olana şükretmek, mevcudun hayatında hep var olması için dua etmek.
Şöyle kuş bakışı bir de analiz yaparsak, her şey hep güllük gülistanlık gidecek gibi yaşamanın verdiği rahatlık; maalesef bu deyimleri tatbik edecek derecede farkındalık içinde olma durumumuzdan daha yüksek düzeyde.
Yani ?
Sorun yok gibi rutinimizi yaşamaktan kendimizi alıkoymuyoruz.
Yani ?
Bir tükenişe şahitlik ettiğimizin hiç ama hiç farkında değiliz.
Yani ?
Şehirlerin içinden geçen dereler kurumuş, onları besleyen ırmaklarda balıklar yaşam mücadelesine girmiş, suların altında kalan eskiye dair kalıntılar ortaya çıkmış, tarihe tanıklık eden göller kurumuş fakat bunca realiteye rağmen yoğunlaştırılmış yaşam programımızda error öğesi olarak görmediğimiz bu durumu gündem dışı tutmayı, normal olarak görmeyi başarmış gözükmekteyiz.
Yani ?
Mesela bilmem ne (ismi aklıma gelmedi) turistlik bir bölgenin suyu bitti diye haberlere şahitlik ederken o ilçeye tatile gitmekten kesinlikle geri durmuyoruz.
O bölgeye girerken kilometrelerce trafik oluşturmaktan geri kalmıyoruz.
Yani reste rest.
Mantık :
Tabii otele o kadar para verdik.
İş içme suyuna kalırsa her yer market.
Hem belediye bir şekilde halleder.
Olmadı Vali devreye girer.
Koca devletimiz var.
Hemşerim haklısın.
Bunların hepsinde doğrusun.
Ama kuraklık hiç olmadığı kadar kapıda.
Bak böyle giderse çok katlı lüks bir rezidansta yaşam sürmenin bir artısı kalmayacak.
Yaşam kolaylığı sağlayan teknolojik aletler olan bulaşık, çamaşır makinası çalışmayacak.
Kombi emekliye ayrılacak.
Musluklar pas bağlayacak.
O baraj artık nakavt oldum benden medet ummayın deyince Allah korusun bunların hepsi olacak.
Ki, şu an can çekişiyor…
Aklıma takılan bir husus daha var.
Eskiden televizyonlarda kuraklık olunca su tasarrufu ile ilgili çok güzel kamu spotları ve programlar olurdu.
Okullarda öyle güzel anlatılırdı ki bu durum; çeşmeyi açarken ve kaparken yaşadığımız hassasiyetin hane halkı içerisinde sen suyu çok açtın, ben suyu az açtım diye yarışı bile olurdu.
Yağmur duaları yapılırdı.
Yani kaygı güdülürdü.
Endişe hasıl olurdu.
Kuraklık karşısında çaresiz kalsan da hiç olmazsa elindekinin kıymeti bilinir ve tasarrufa gidilirdi.
Bugün ise durum vahim fakat umursuzluk tavan.
Uzatmayalım Necip Fazıl Kısakürek’in Su şiiri ile yazımıza nokta koyalım.
Kâinatta ne varsa suda yaşadı önce;
Üstümüzden su geçer doğunca ve ölünce.
Selametle.
Ahmet KİRAZ





