
Paranın kuruş kısmının dahi eder olarak değerini bulduğu köy ve mahalle bakkalarında öğrendik biz alışveriş keyfini…
Öyle ki; her bayram heyecanımın yokluk olarak üzerimde tezahür ettiği ve üzerine hüzünlendiğim sebeplerden birisi de o bakkallardan yılda bir kez gördüğüm arkadaşlarımla birlikte bir şeyler alamamaktadır.
Bu duyguyu yaşayanlar eminim şu an o günlere gidip geldi ve anılar bir bir gözünün önünde canlandı.
Benim de bu anlamda çocukluğuma damga vuran üç bakkal amcam vardı.
Köy bakkalımız Bahri Amca, Mahalle bakkallarımız Tuzsuz Bekir Amca ve Recai Abi.
İnanın isimlerini zikrederken bile şu an öyle uzaklara, zihninin en uçtaki tozlu hatıralarına gittim ki; neyi yazsam eksik kalacak hissiyle karşı karşıyayım.
Güzel hatıraların mekanı olan bu bakkallar yokluğa yokluğa tanım verecek kadar da veresiye defterleriyle nan salmış mekanlardı.
Bu aslında o dönemin çocukları olarak işimize gelen bir şeydi. Kredi kartının olmadığı dönemde defter çok kabarık değilse ve yakın takibe alınmadıysanız büyüklerin selamıyla her şeyi alabiliyordunuz.
Bu bakkallar öğretici ve hayatı kolaylaştırıcıydı.
Kısıt ürün miktarıyla inanması şimdilerde güç ama alışveriş özgürlüğü ve bilinçli tüketici profili oluşturuyordu.
Bu durumu şöyle tasvir edebiliriz.
Selam ver, hatır sor, al ve çık…
Bilmiyorum ne kadar etkili ama gross marketlerin bugün çeşit bolluğunda çocukların yaşadığı kararsızlık ve zaman kaybının yanı sıra oluşan ebeveyn yorgunluğu sanal alışverişin doğuş sebeplerinden birisi olmuş olmaz mı ?
Bilinçli tüketiciliğin yok olmasının bir sebebi de bu ürün çeşitliliği ve ucu bucağı olmayan kampanyalar neticesinde alışveriş çılgınlığı değil mi ?
Kuruş, lira, gram gibi unutulan kavramların hesabının yapıldığı bakkallardan bugün limit sorgulanmayan düzeylere gelmenin sonuçlarından birisi de önlenemeyen israf olmadı mı ?
Neyse konu uzun mesele de herkesin malumu ama mevcudiyet genel kabul gören olunca sorun da hayalet muamelesi görüyor. O yüzden anılardan bahis kılarak yazımıza da okunması ümidiyle vedaya yelken açalım.
Rahmetli Bahri Amca’nın bakkalına üç kişi zor sığardık ve Bahri Amca’dan daha iyi bilirdik her şeyin yerini.
En çok torpil, sulu göz, cino ve gazoz alırdık.
Herkes kendine bir şey alacak kadar paraya sahip olamayınca da paraları birleştirir fikri birligimiz olan istediğimizi alırdık. Bir gazozu beş kişi sırayla içtiğimizi çok iyi bilirim.
Tüm bu söylediklerim sayesinde sosyalleşme, birliktelik ruhu, girişimcilik ve iktisat öğrenimini bakkal alisveriyle edinebiliyorduk.
Şimdi yeni neslin dert yandığımız eksikleri bunlar değil mi ?
Selametle…
Ahmet KİRAZ





