Taşova Manileri

AŞK ÜZERİNE SÖYLENEN MANİLERİMİZ

Çeşmenin başı güzel

Dibinin taşı güzel

Öyle bir yar sevmişim

Kipriği kaşı güzel

Ağaçlarda kestane

Kestane tane tane

Öyle bir yar sevmişim

Alpaslan’da bir tane

Kaya dibi kara imiş

Gün doğmadan erimiş

Otuz iki meyvenin

En tatlısı yâr imiş

Çaydanlıkta çayım var

Utanacak neyim var

Alpaslan’ın içinde

Aslan gibi yârim var.

AYRILIK – HASRETLİK ÜZERİNE SÖYLENEN MANİLERİMİZ

Keklik vurdum kalkmaz

Kanı yere akmaz

Önceki sevdiğim yâr

Bu yıl bana bakmaz

Saçım uzun tararım

Var mı size zararım

Ben yârimi yitirdim

Uğrun uğrun ararım

Dağlar dağladı beni

Gören ağladı beni

Ayırdı zalim felek

Derde bağladı beni.

ANA – KIZ ARASINDA SÖYLENEN MANÎLERİMİZ

Sarı taksi geliyor

Tozu duman ediyor

Ana abim evlendi

Sıra bana geliyor

Anam anam garip anam

Ben derdimi kime yanam

Komşu kızını sevmişem

Durmadan kanar yaram

Ay hırsın insin ana

Elin gül dersin ana

Göz görüp gönül sevdi

İnsafın gelsin ana

Bu gece ay doğacak

Kız gelin oynayacak

Benim zalim anam

Düğüne koymayacak

OĞLAN TARAFININ – KIZ TARAFININ ATIŞMA ŞEKLİNDE BİR BİRLERİNE SÖYLEDİĞİ MANİLER

Af kapı kara kapı

Yeşil billurun sapı

Siz kızınızı vermezseniz

Sürünsün kapı kapı

Bahçede gül ağacı

Dibindedir ilacı

Sizin deli kızınız

Karabiberden de acı

Karanfıl katar katar

Ucu sulara batar

Sizin tembel oğlunuz

Baba eline bakar

Alayı alın düze

Görüşelim yüz yüze

Arada sevgi varmış

Kızı verdik biz size

GELİN KAYNANA ARASINDA SÖYLENEN MANİLERİMİZ

Sokakta geziyorsun

Oğlumu üzüyorsun

Sende ne güzellik var

Maymuna benziyorsun

Çarşıda it kaynana

Başında bit kaynana

Biz oğlunla yan yana

Dışarı git kaynana

Başı saçaklı gelin

İpten kuşaklı gelin

Dün geldin adam oldun

Leylek bacaklı gelin

Çarşı biber kaynana

Ne bu haber kaynana

Oğlun beni boşamaz

Çatla geber kaynana

Bu manilerden başka, çeşitli konularda söylenen manilerimiz de vardır. Bunları şu başlıklar altında devam ettirebiliriz: Komşu manileri, manicinin maniciye söylediği maniler, kıskançlık manileri, komşu köylere söylenen maniler ile kendini övme ve üstün görme manileri gibi…

Başında ince oya,

Gül yüzü benzer aya,

Sevabı var bakmanın,

Güzeli doya doya.

Kaşların kara imiş,

Gözlerin ela imiş,

Sevdanı bana verdin,

Çekmesi bela imiş.

Ateş yanar olur kor,

Düş görünce hayra yol,

Sevda çekmek nasılmış,

Sen onu çekene sor.

Ovalarda bıtırak,

Yarım yeşil yaprak,

Yarimi ölmüş diyen,

Olsun kara toprak.

Soğuk sular akar dağda,

Mor menekşe biter bağda,

Sarılıp yatacak zamanda,

Nazına kurban olduğum.

Yazı yazdım vardı mı?

Yar eline aldı mı?

Doğru söyle götüren,

Yüreğinden yandı mı?

Altın tabak olaydım,

Yar önüne konaydım,

Yarim saat takınmış,

Kordonu ben olaydım.

Püskülü bağlayalım,

Biz garibiz ağlayalım,

Bugün ayrılık günü,

Birbirimize doyalım.

Yeni cami yapısı,

Yerden bunun kapısı,

Ana kapısına benzemez,

El oğlunun kapısı.

Merdivenden inmem ben,

Takırrak terlik giymem ben,

Hala oğlu varırken,

Başkasına varmam ben.

Makinanın ayağı,

Ayağı değil dayağı,

Çok yaşama kaynana,

Şimdi yersin dayağı.

Hey gül dibi gül dibi,

Gül dibi kazılmış gibi,

İnce bele şal kuşak,

Haktan yazılmış gibi.

Bahçelerde hasırım var,

Tarlalarda mısırım var,

Ah gidi gavurun kızı,

Benim nerde kusurum var?

Bahçelerde ak kuzu,

Çangal çungal boynuzu,

Kızlar varmayın dullara,

Ne tadı var ne tuzu…

Avlu dibinde kazık,

Kaynanam ölmüş yazık,

Kaynanama acımam,

Bir top kefene yazık.

Şu gelen Yarangümeli,

Kulağı altın küpeli,

Çok cilve yapıyor,

Kulağını çekmeli.

Ovanın darısına,

Sel aldı yarısına,

Asker oğlan gelsin de,

Boşasın karısına.

Mendili al isterim,

Ben döşeği dar isterim,

Dar döşeğin içinde,

Kahgüllü yar isterim. 

Çarşıdan aldım elek,

Sırtıma giydim yelek,

Kalmadı şu gönülde,

Senden başka bir dilek.

Karanfilim tüterim,

Her saksıda biterim,

Eller yar yar dedikçe,

Ben boynumu bükerim.

Giderim gider oldum,

Göz yaşım siler oldum,

Ben bu yerden gideli,

Ölümden beter oldum.

Aşağı kıyıdan at gelir,

Aşzıma tad gelir,

Mani bulmayın yaranlar,

El kapıları yad gelir.

Cevizim govuk govuk,

Ağlarım goyuk goyuk,

El oğlunun sözleri,

Karlı buzlardan soğuk.

Göğdeki yıldız sayılır mı?

Çiğ yumurta soyulur mu?

Genç kızların koynunda

Yatmaya doyulur mu?

Kaynana kazan karası,

Göğde çil bir tavası,

Kaynana ölünce,

Oğlu bana kalası.

Ay giydim alsın diye,

Mor giydim sarsın diye,

Çeşme başına gittim,

Nişanlım görsün diye.

Bahçelerde maydanoz,

Tutam tutam yoldunuz,

Şu Tavas’ın kızları

Yeni moda oldunuz.

YÖREYE AİT NİNNİLER

Dandini dandini dasdana

Danalar girmiş bostana

Kov bostancı danayı

Yemesin lahanayı

Lahana yemez kökünü yer

Benim kuzum lokum yer

Eeeee dedim dedim

Ak beşiğe beledim

Uyur uyur inşallah

Gören desin maşallah

Yavrum büyük inşallah

Uyusun yavrum ninni

Ninni derim uyumazsın

Uyumazsan büyümezsin

Benim derdimi bilemezsin

Ninni yavrum ninni

Gül dağında güller biter

Ensesinde bülbül öter

Benim derdim bana yeter

Ninni yavrum ninni

Verme Allahım bundan beter

Ninni yavrum ninni

Ninni yürek bağım Ninni

Dandini dandini danadan

Bir anadan bir babadan

Bağışlasın Yaradan

Ninni yavrum ninni

Kaymak verdim büyüyesin

Uyumuyor ben neyleyim

Ninni yavrum ninni

Camdan beşik oyduralım

İçine güller dolduralım

Eğer uykun yok ise

Gel seni kaldıralım

YÖREYE AİT TÜRKÜLER

ÇEMBER TÜRKÜSÜ

Basımdaki çemberin

Kıyılan engel mengel

Beni candan dilersen

Irmak kenarından gel

Ay doğar aşmak ister

Bal dudak yaşmak ister

Şu benim cahil gönlüm

Yâre kavuşmak ister

Başındaki çemberi

Karaya mı boyadır

Benzin kaçmış sevdiğim

Sevdaya mı uğradın

Başımda tülbendim var

Ağladım gülmedim yâr

İlkin meyil verdim

Sonunun bilmedim yâr

IRMAK TÜRKÜSÜ

Irmağın kenarındayım

Serçe sarayındayım

Siyah perçemli oğlan

Senin hayâlindeyim

Irmağın kenarında

Elek dönüyor elek

Ben gidiyom o yâre

Koymuyor kahbe felek

Irmak susuz olur mu

Dibi kumsuz olur mu

Kör olası gelin

Yiğit yârsız olur mu

Irmaktan geçemiyom

Az doldur içemiyom

Sen benden geçtin ama

Ben senden geçemiyom

Irmağın kenarında

Gördüm san yılanı

Acep nere gömerler

Sevdadan öleni

Irmak sıra kum sıra

Yeşil ipiik masura

Koyun olsam, kuzu olsam

O yârın ardı sıra

Irmaktan geçen gelin

Yüzü peçeli gelin

Pek mi gönlün büyüdü

Benden geceli gelin

KINA TÜRKÜSÜ

Şen babam da evin sen olsun

Gidiyom da haberin olsun

Niksar kınası aldın mı

Şen babam evin şen olsun

Altadım da geçtim eşiği

Sofradan kaptım kaşığı

Kızım evin yakışığı

Şen babam evin şen olsun

Gidiyom haberin olsun

Elimi yuduğum pınarlar

Sırtımı verdiğim duvarlar

Gidiyomda yaşıtım kızlar

Şen babam evin şen olsun

Gidiyom haberin olsun

Geline bak geline

Kınalar yakmış eline

Kimseler yanmasa da

Annem yansın derdime

Atı çekin binek taşına

Çağırın kızın kardaşına

Tutsun atın başını

Şen babam evin şen olsun

Gidiyom haberin olsun

İstanbul’dan bizim eve teller mi geldi

Seni götürmeye yavrum eller mi geldi

Ağla yavrum ağla, yollar ayrı düştü

Yol ayrı düşmedi anam, can ayrı düştü

Dağların bulutlan sıra olmuş gider

Ağla yavrum ağla yol ayrı düştü

Yol ayrı düşmedi anam, can ayrı düştü

Benim yavrum anasından ayrılmış gider

Uzun uzun çarşılar, gardaş yolu karşılar

Öksüz gelin olmuş, ağlasın komşular

Ağla garip anam ağla, ayrılık gerçekleşti

Ağla anam, sen ağla, ayrılık gerçekleşti

0 votes
Bu yazı Ahmet Kiraz Şiirleri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.