
Ganîdir aşk ile gönlüm ne mülküm ne menâlim var Ne vasl-ı yâra handânam ne hicrândan melâlim var
Ganî : Zengin
Menâl : Nâil olunan şeyler (örnek; mülk ü menâlim: varım-yoğum)
Vasl : Kavuşma
Handân : Gülen
Hicrân : Ayrılık
Melâl : Üzüntü
Mal-mülk sahibi değilim; gönlüm aşk ile zengin. Yâra kavuşma arzusu da taşımıyorum, ayrılıktan gam çektiğim de yok.
Ne sağ olmak murâdımdır ne ölmekten kaçar cânım Cihânda hasta-i aşk olalı bir hoşça hâlim var
Murâd : İrâde edilen, istenen şey
Sağ olmak arzum da yok, ölmekten korkum da.
Ben ol hayrân-ı aşkım ki yitirdim akl u idrâki Ne âlemden haberdâram ne kendimden hayâlim var
Aşkın hasıl ettiği hayranlıkla öylesine yitirdim ki aklı ve idrâki; âlemden de kendimden de haberim yok.
Ne meyl-i külbe-i ahzân ne seyr-i sohbet-i yârân Ne ta’n-ı zâhid-i nâdân ne ceng ü ne cidâlim var
Meyl : Eğilim, arzu
Ceng : Harp
Külbe : Kulübe
Cidâl : Mücâdele, kavga
Ahzân : Hüzünler
Yârân : Dostlar
Ta’n : Kötüleme, kınama
Hüzünler kulübesinde bulunma arzum olmadığı gibi; ham softa-kaba yobaz tipindeki sığ ve mürâî dindarı eleştirmeye de bakmam; kavga-gürültü içinde de değilim.
Cihân fânidir ey Yahyâ Hüvel-Hayyü Hüvel-Bâkî Değişmem atlas-ı çarha benim bir köhne şâlım var
Fânî : Geçici
Hüve : O
Hayy : Hayat sahibi
Bâkî : Ebedî, kalıcı
Çarh : Felek
Her şey fânî; Bâkî olan yalnız Allah. Dilenci kıyafetini andıran elbisemi, paha biçilmez kumaşlara vermem ben. Rıza makamındayım





