
Kalmışım saplı bir adada.
Dalmışım uyandığım rüyadan dünyaya.
Sarmış beni alemin beyhude telaşı,
Susarmış en geveze benliğimin marşı.
Sonra titretmiş bir çığlıkla arşı.
Evet bu benim aklımın rutin uyarısı!
Hep beklenmedik anda verir en tesirli ayarı.
Evet işte, bu o uyarı!
Bir dönüm noktası,yükseliş de olabilir;
Geriye dönüş yahut sert bir düşüş olması da muhtemeldir.
Farkettim de sanki her şey bana karşı!
Zaten sarmış beni alemin beyhude telaşı…
Neyi taksam kafama kârmış da sanki,
Bir de kafama koyup,yapacaklarım hiç bitmez ki.
Temiz,doymuş bir ruh harammış gibi.
Yoksa içimdeki kuruntu bir mesuliyet mi?
Ee tabi bana göre her şey hep eğrelti.
Çünkü hiçbir insan asla bomboş,
huzurla geçiremez ya yaşamı.
Olacaksa birşey,hazırda olmalı dahası.
Hep dahası,daha fazlası…
Hiçbir şeyi yetiremeyince elindekilere,
Görünce kendinin olmayarak haddini aşanı,
Şikayet kurtuluştur!
Bak yine titretti arşı o uyarı çığlığı;
“Hayır!bir tuzaktır şikayet.
Doyumsuzluktur,açlığımıza sebep.
Gözlerinden varsın kaçsın eksikler
Bırak sayma,bilirsin sayınca hep çoğalır eksiler,
Sayma artık, sayma ki onlar bi bitsinler…”
Ayşegül IŞIK





