
Ne güzel uyuyorsun öyle ,kirpiğin kirpiğiyle buluşmasının en güzel haline hayran olduğum. Hani uyku kaçması diye bir eylem vardır ya gecelerin en olmadık zamanında kapımızı çalan, bazen yıllar öncesinden bir aşk hikayesinin, bazen gelecekte bahçeli evin bahçesinde koşan çocukların hayalinin bazen de az önce uykuya dalan sevgilinin o upuzun yolları aşıp gelen son bakışının bir türlü bitip bilmeyen görüntüsüdür uyku kaçması .Kimisinin bir bardak ılık sütte kimisinin süslü defileler düzenleyip çitlerin üzerinden kuğu gibi süzdürdüğü koyunlarından kimininse duvardaki saatin tik takında aradığı o tatlı uyku. Sen bilmezsin uyku kaçması nedir sevgili ya da kaçan uykuyu geri getirmenin bin bir türlü halini. Bilmezsin bilemezsin çünkü uyku bile kıyamaz seni yalnız bırakıp gitmeye.
Bir gün kaçan uykumu kovalıyordum yine beşinci mevsimin on üçüncü ayının 32. Gününde. Geziyordum koyunlarımla birlikte uzun uzun patika yolların kenarlarındaki yemyeşil ağaçların yaprakları arasında. Beni çağırıyordu güzelim uykum ama o hınzır gülüşüyle yakalanmak istemediğini zaten apaçık belli ediyordu. Bir kelebeğin beneğine konuyordu uzanıyordum tam tutacakken bir uçuruma yuvarlanıyorduk .Uykum önden şen kahkahalarıyla bense arkasından baygın yorgun bakışlarımla. Az yuvarlanıyorduk uz yuvarlanıyorduk belki dağlar tepeler aşmıyorduk ama rengarenk rüyalardan mavi kırmızı düşlerden geçip bir başka rüyaya düşüyorduk. Kaybediyordum tekrar uykumu gülüşü de gelmiyordu artık. Sessiz bir ormanda bırakıp kaçmıştı bu kezde .Güneşi bulmalıydım benim uykularım sarı severdir. günebakan çiçeği sarısı yada şeker portakalının turuncuya yakın sarısı hatta belki birazda esmer tenli sarışın çocukların altına çalan saçlarının sarısı….Yine hangi sarıya saklanmıştı benim ele avuca sığmaz serseri uykum. Güneşi bulmalıydım en çok güneşin sarısını sever benim uykum sarının bin bir tonunu barındıran güneşi. Kocaman mavi bir sarmaşığa tırmanıyorum turuncu dallarına tutunarak güneşi bulmalıyım en yukardaki. Küçücük bir güneş damlası düşüyor baştan üçüncü kirpiğimin en ucuna alıyorum bakıyorum. Bu kez bulduğumun habercisi bu sarı damla yada ben öyle düşünüyorum. koşuyorum pembe eriklerin üzerinden . Sarı damlalar büyüyor çoğalıyor akmaya başlıyor .Ve güneşi buluyorum. Tam da tahmin ettiğim gibi benim hınzır uykum güneşin sarılığında sırt üstü yatmış keyfine bakıyor gidip yakalıyorum sonunda tutuyorum ensesinden. Korkmak kaçmak şurada dursun istifini bile bozmadan gülmeye devam ediyor. Gerçekten beni istiyor musun? Diyor. Şaşırıyorum, düşünmeye başlayacakken düşünmeme fırsat vermeden kolumdan tuttuğu gibi güneş damlalarına bizi bırakıyor. Kayıyoruz yıldızların üzerinden sonsuz ışık, gülen gezegenler, el sallayan meteorların arasından geçiyoruz. Sonunda yolculuğumuz bitiyor ve gördüklerime inanamıyorum. Herkesin yıllardır aradığı mutluluğun tablosu karşımda sere serpe uzanmış yatıyordu. Dünyanın yedi harikasından da harika olan .Göz kırpıp kaçan uykumun arkasından gülümseyerek teşekkür ediyorum kaçarak bana bu güzelliği yaşattığı için…
Esra Aslan





