Bir İnsan Üç Ayrı Şair ve Bir Yaşanmamış Sayma Kaçışının Anatomisi…

Sabah aymazlığı yavaş yavaş açan çiceğin güneşten kaçışına benzer. Konuşkan aynaların paslı patika yollarında ararsın kendini…

Sana benzediğini düşündüğün adamın yüzünde ( göz oğuşturma seansı ) haybeye geçen yılların kinayeli gülüşünü yakalarsın.

İşte o adam cinsi, ırkı, dini ve dili fark etmeksizin kendiyle dalga geçer, kendine şaşar ve kendi kendine konuşur.

Gülüşmelerle geçen yüzleşmeler ağır hasta tablosu taşıyan hatıralar akla gelince yerini güneşli bir günün ortasında beliren kara bulutlara bırakır.

En sığınaksız andır o.
Bir anda kopar fırtına ve sen saklanacak en küçük bir yer bile bulamazsın.

Ve konuşur teskin için emekliliği geçmiş şair polyanna.

Ben seni unuttum
Geç bunu çabuk ey zihnim
Ne sen hatırtlatacaktın ne de ben hatırlayacaktım
Ahhhhh nerede saklısın yalancı tebessüm
Ben seni unuttum yaşanmamış olaydın ey gün

Sonrasında kalemi anın tasvirini bir daha hatırda tutmak için betimleyici bellek kuşanır. Sanki marifetmiş gibi en ince ayrıntısını bir bir yazarak.

O an yanı başındaki yastık elinde bir koah hastası nefessizliğindeki gibi dört büklüm kalır. Kaçmak bir kurtuluştur dersin ama hatırdan çıkarmak için bu eylem nafile.

Bir kovalamaca başlar
O oda senin bu oda benim.
Camlar nefessiz estirir
Balkon görünmez kapan
Dokunmaz yürekteki morluğa

İşte o kaçış koşuşturmasının şairi de sensindir. Satırlar boğar seni, satırlar uyandırır bu kara uykudan…

Unutmak istiyorum
Yaşanmamış varsaymak

Adımlarımı sayamamak
Hiçbir şeye odaklanamamak
Ne bu artan kalp sesim
Ne de tepeden tırnağa bu soğuk ter korkutuyor beni

Bir daha yaşamak gibi hatırlamak
Bir daha ölmeden ölmek gibi ölmek korkutuyor beni

Ahmet KİRAZ

0 votes
Bu yazı Ahmet Kiraz Şiirleri kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.